POLİSTEN İLGİNÇ İDDİA !
İZMİR merkezli olarak 13 ilde, yasa dışı dinleme iddialarına yönelik olarak yapılan operasyonun ardından, haklarında 10 ile 961 yıl arasında değişen hapis cezaları istenen tutuksuz sanık 32 polisin yargılanmalarına beşinci günde devam edildi.
İfade veren sanık polislerden Tamer Karaman, 18 Ağustos gecesi kendisinin de arasında bulunduğu bir grup polisin İstihbarat Şube'ye çağrıldığını belirterek, "Bize sabah operasyon yapılacağını söylediler. Bizi koruyacaklarını, avukat dahi tutmamıza gerek kalmayacağını, savcıyla konuştuklarını belirttiler. Buna karşılık 'Amirlerimiz bize usulsüz dinleme yapmamız için emir verdi, baskı yaptı' dememiz istendi" dedi.
İzmir 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün yapılan duruşmaya, iddianamede suç örgütü liderleri arasında sayılan eski Batman Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan'ın dışındaki 31 tutuksuz sanık, müştekiler ve tarafların avukatları katıldı. Duruşmada savunma yapan sanık polislerden Tamer Karaman'ın verdiği ifade dikkat çekti.
Tamer Karaman, 2009 yılından bu yana İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görev yaptığını, üç aydır açıkta olduğunu, hiçbir usulsüz çalışmanın içinde yer almadığını, dinleme işlemlerinde görev yapmadığını söyledi. 18 Ağustos akşamı kendisinin de emniyete çağırıldığını, bir toplantı yapıldığını aktaran Karaman, “Bize, sabah operasyon yapılacağını, savcıyla konuştuklarını, bizim avukat tutmamıza bile gerek olmadığını, bizleri koruyacaklarını, ancak amirlerimiz aleyhinde usulsüz dinleme yapıldığı şeklinde ifade vermemiz gerektiğini söylediler. İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Sertürk Cora'nın mahkemede tanık olarak dinlenmesini istiyorum" dedi.
İstihbarat Şube'de önceden toplantı yapılmasının, farklı büroda çalışan insanların tek büroda toplanmasının, bunların hepsinin hukuksuz ve kanuna aykırı, suç olan fiiller olduğunu öne süren sanık avukatlarından İsmail Hakkı Küçük, “Bugün ifade veren müvekkilim Tamer Karaman'a Terörle Mücadele Şubesi'nde ilk operasyon günü ifade almak için çağrıldığında baro tarafından avukat çağırılmış. Barodan görevlendirilen avukatın yanında müvekkilim sıkıştırılmaya çalışılmış. Fakat avukattan çekindikleri, tanımadıkları için bunu açıkça yapamamışlar ama rahatsızlıklarını, 'Bu kim, bunun ne işi var? Sen Sertürk müdürle görüşmedin mi' diyerek sıkıştırma yapmışlar, tehdit içerikli konuşmuşlar. Yani 'Biz sana avukat tutmayacaksın dedik, istediğimiz şekilde ifade vereceksin dedik ve sana bir şey olmayacaktı bunu taahhüt ettik' anlamında söylüyorlar bunu. Müvekkilim de 'Bu bir örgüt suçlaması, avukat tutmak zorunluymuş, baro göndermiş, ben istemedim ama avukatın bana zararı olmaz faydası olur, hem de hukuki zorunlulukmuş' diyerek o kişilerin salondan çıkmasını söylemiş. İfade alma yerinde, aslında ifadeyi alan memurların dışında kimsenin müdahil olmaması lazım. O yönüyle de usulsüz. Şimdi biz ilerleyen aşamada müvekkilimin Terör Şube'de müdafisi olarak görev yapan meslektaşımızın da tanık olarak dinlenilmesi talebinde bulunacağız. Ve o da bunu teyit edecektir" dedi.
Geçen pazartesi gününden itibaren beş gündür süren davada sanıklar ifade vermeye devam ediyor.
İFADELERE DEVAM EDİLDİ
İzmir 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yasa dışı dinleme davasının öğleden sonraki oturumunda sanıkların ifadelerinin alınmasına devam edildi. Sanık Sadık Turan Alp, meslek yaşamı boyunca hiçbir yasadışı ya da usulsüz dinleme yapılması talimatı almadığını, böyle bir dinleme yapmadığını söyledi. Sanık Serdar Taşbaş, hakkındaki tüm suçlamaları reddettiğini, hiçbir şekilde bir örgütte yer almadığını, El Kaide, Hizbullah, Hizb-ul Tahrir gibi terör örgütleri alanında çalıştığını, yapılan tüm işlemlerin ve çalışmaların usule uygun olduğunu belirtti.
Sanık Talha Ülkümen de bütün suçlamaları reddettiğini, fotokopi değil asıl belgelerle yargılanmak istediğini, belgelerin asıllarının getirtilmesini talep ettiğini söyledi. Ülkümen, memurlardan bazılarının amirlerinden talimat aldığını belirttiğini, bunun olumsuz algılanabileceğini, talimat ile kast edilenin 'görev gereği hiyerarşik talimat' olduğunu, hakimin mübaşire verdiği talimattan farksız olduğunu, herhangi bir yasadışı talimat verilmediğini, istihbarat şubede seçilmiş insanların çalıştığını, yasadışı bir emir verilse dahi bunu yerine getirmeyeceklerini belirtti.
DURUŞMA ERTELENDİ
Cumhuriyet savcısı Şenay Birol Yargıç, belgelerin asıllarının getirtilmesi, sanık avukatlarının görevsizlik talebinin reddedilmesi yönünde mütalaa verirken, mahkeme heyeti de görevsizlik taleplerini reddetti.
Mahkeme Başkanı Hamdi Çiftçi, savunma yapmayan biri raporlu 4 sanığın bulunduğunu, davaların yoğunluğu nedeniyle bugün yetişmeyeceğini, ifade veren sanıkların duruşmalara gelme zorunluluğu olmadığını belirterek, savunmalara devam etmek üzere duruşmayı 23 Şubat 2015 tarihine erteledi.
AVUKATLARDAN BASIN AÇIKLAMASI
Duruşma sonrası sanık avukatlarından Ali Aksoy ve İsmail Hakkı Küçük, birlikte basın açıklaması yaptı. Avukat Ali Aksoy, operasyon günü İstihbarat Şube'ye çağırılan 6-7 personele önceden soruşturmayla ilgili bilgi verildiğini, müvekkillerine kumpas kurulduğunun ortaya çıktığını öne sürdü.
Aksoy, "Yapılan dinlemelerle alakalı hiçbirinin usulsüz olmadığı ortaya çıkmıştır. Müvekkilerimin silahları ellerinden alınıp, adresleri deşifre edildi. Hatta şu anda müvekkillerimizden bir kısmı bu örgütler tarafından açıkça tehdit edilip, takibe maruz kalmışlardır. Ara karardan memnun değiliz. Ancak ara kararın başka bir tescil tarafı var, örgüt olmadığı ortaya çıktı. Bir de sevindiren taraf, mahkemenin, bilgi formlarının aslını istemesi oldu" dedi.
Avukat İsmail Hakkı Küçük de "Özel olarak tasarlanmış, belli bir amaca matuf bir soruşturma. Bugün müvekkillerimden birinin açıklamalarıyla olay netleşti. O da gece vakti evden şubeye çağrılan bir personeldi. Olay mahkeme nezdinde de resmi zabıtlara da geçerek kesinleşmiş oldu. Dosyada ayrımcılık var. Bu anayasanın eşitlik ilkesine aykırı. Şu an yargılama, hukuki çerçeveye oturma adına bir aşama kaydetti" diye konuştu.




